Kayıtlar

✍ Bende Kaç Ben Var?

Resim
Bir süredir buraya yazmadım diye, yazmaktan vazgeçmedim tabi ki! Yazma rutini oluşturdum, defterlerime yazıyorum. Hoş yazmasam da söyleyecek hep bir sözüm var. Kafamda kurduğum dünyada çok seslilik hakim. Günde en az dört tanesiyle konuşuyorum. Bir ara şizofren miyim diye korktum 🤣 Sonra bir eğitim çıktı karşıma. "Renkli kişilikler, bende kaç ben var, benden içeri?" Zoom üzerinden katıldığım eğitim bir buçuk saat sürdü ama bana, bitmesini istemediğim kitaplar gibi geldi. Sayfalarca not aldım... Kendimi bildim bileli, felsefesini hayatıma uyarlamaya çalıştığım Mevlâna ve Yunus Emre'nin sözleriyle başladı konuşma. Nasıl mutlu oldum anlatamam... Doğru yoldasın dedim Hümeyra, koş! Renkler üzerinden, insanın özünü keşfetmesini sağlayan, bunu nasıl dengeli bir hâlde hayatımıza uyarlarızı, o kadar neşeli anlattı ki Müjgan Özçay, hayran kaldım. Eğitim biter bitmez, mumumu yaktım, müziğimi açtım ve kalemime defterime geri döndüm. En derinlerde olan karakterlerimi elin

Pera

Bu ara buraya yazmamamın sebebi yeni defterim "Pera" dır. 😊 Her sabah kalkıp yazıyorum ama bloğa değil canım defterime... İyi bir şeyler yazmak ya da anlaşılır olmak gibi gayem yok. Herkes yaşadığı kadar anlayabiliyor. Empati kelimesi ayak altına düştüğünden beri maşallah herkes her şeyi yaşamadan anlayıveriyor. Hımmmm o zaman niye bu halde toplum? Neyi dilinize doladıysanız mahvettiniz, aşkı, empatik, iyiliği, dostluğu, sevmeyi... Ben de bu yapmacıklardan kaçıp defterime sığınıyorum. Burada sürekli üretme kaygısı bile ticari geliyor.

Gönül Dili

Gönül bağı derdim hep, sonra öğrendim ki o bağlar ince iplikle bağlıysa ilk gerilmede kopuyor. Şimdilerde " Gönül Dili"  diyorum. Söylediklerin değil niyetin önemli... Zaten seni hissediyorsa küfür etsen de gönül kapısına bir kere vurmuşsun, fark eder mi? O kapıyı aşındırmak önemli olan.  İfade edemediğin onca hissin adıdır "Gönül Bağı".  Ve o ifadeleri kullanmadığın yerdir "Gönül Dili"!

Meditasyon

Son zamanlar da meditasyon denince akla yoga, reiki, nefes egzersizleri geliyor. Oysa herkes farklı ve ruhunun yolu apayrı.  O yolda neyle yürüdüğünde senin seçimin. İster bir kuşun uçmasını izlemek, ister bir bardak kahve ya da saatlerce kılınan namaz... Zaman ve farkındalık herkesin kendine has. Herkese farklı işliyor meditasyon tarzı. Peki senin meditasyonun ne? Benim ki yerine göre değişiyor. Bazen yoga, bazen bir mumun yanışı izlemek, bazen dua, bazen bir ağacı izlemek, bazen bir şarap, bazen tesbih çekmek...

Çocuk Kalbim

Resim
Son zamanlar da ağlayarak tepki veriyorum. Öyle gülerken ağlamak falan değil, bayağı ağlayarak... Ki ben çok zor ağlarım! İki haftadır yıpranan psikolojim, ya hastaneden çıkınca ya da doktorun yanında ağlamakla son buluyordu. Bu hafta okula gidince, anladım. Çocuklarla ola ola çocuk tepkileri vermeye başladım. Kaç yaşında kadın, şimdi de ağlanacak halime gülüyorum. 😁 Bu da böyle bir süreç, ne yapalım... Çilekli sütüm öğrencimden hediye, iki tane getirmiş. Biri bana! Yani o kadar emin benim alıp onu içeceğimden... Çok da haklı, aldım ve içtim.

Ne olmak gerek?

Hümeyra Uyanık der ki; "Sevmek için ozan, aşık olmak için yazar mı olmak lazım? Tenine nakış nakış işlenmiyor mu nefesim? Hangi söz var edebilir bendeki varlığını? Özde olanı söze dökmek mi marifet? Baktığın her şeyde beni görebiliyorsan, bundan gayrısına yok hacet." 😉

Zeytin Ağacı

Resim
Bir zeytin ağacı gibi; fırtınalarla, hayatın zorluklarıyla mücadele etmek için aradığın güç içinde, hep seninle...